5 Yıl Sonra Deepwater Horizon: En büyük suçlu sensin!

BP_Petrol_Sizintisi_DaveMartin

Dalgalarla kıyıya vuran petrol. Orange Plajı, Alabama. Fotoğraf: Dave Martin

20 Nisan 2010, bir çok deniz kuşu türünün üreme dönemi içerisinde olduğu güzel bir bahar gününde Meksika Körfezinde ABD tarihinin en büyük petrol sızıntısına neden olan kaza meydana geldi. Patlamadan sonra petrol kuyusu 87 gün boyunca kapatılamadı. Sonuç: denize akan 750 milyon litreden fazla petrol! Körfezin kıyıları bir çok kıyı kuşu için önemli bir üreme ve göç döneminde duraklama dolayısı ile yakıt ikmal alanı. BP petrol sızıntısı bu kıyı kuşlarının habitatına sızarak üreme döneminin ortasında tahminen 1 milyondan fazla kuşun ölümüne neden oldu.

Pelikanı petrolden arındırma çalışmaları. Fotoğraf: Bill Haber

Pelikanı petrolden arındırma çalışmaları. Fotoğraf: Bill Haber

Olaydan 5 yıl sonra, bilim insanları hala denizin farklı tabakalarında petrol buluyor, yunuslarda bu olaydan kaynaklanan yeni akciğer hastalıkları keşfediyor, kritik sulak alanların yok oluşunu izliyor. Petrol sızıntısı sadece kuşları etkilemedi; kıyıdaki böceklerden, balıklara, mercanlardan deniz memelilerine kadar denizdeki bütün yaşam etkilendi (deniz dışındaki yaşamı saymıyorum bile). Tabii ki BP bu olayın üstünü örtmek için her şeyi yaptı. BP hala insanları Körfez’de artık petrol sızıntısından bir iz kalmadığına ikna etmeye, aldığı para cezalarını ertelemeye çalışıyor. Diğer tarafta Körfez’deki kuşlar için canla başla çalışan insanlar artık kaynakların bir an önce Körfez’in restorasyonu için kullanılmasını talep ediyor. National Audubon Society tarafından oluşturulan imza kampanyası hala aktif, siz de tepkinizi ekleyebilirsiniz.

Bu kaza, her birey insanın ne kadar sorumsuz ve bencil olduğunu gösteren en güzel örneklerdendir. Deepwater Horizon patlamasında en büyük sorumlunun BP olduğuna inanıyorsanız bir kez daha düşünün. Her gün daha ucuz petrol talep eden veya her gün en kısa mesafeye ulaşım için dahi Dünya’nın karbon stoklarını umursamadan tüketen kimdir bir düşünmek gerek. Evet, artık tek başımıza dünyayı kurtaracak aşamayı çoktan geçtik belki ama bu devirde kişisel olarak doğaya karşı sorumlu davranmazsak bunun faturasına da hazırız demektir. Unutmayın doğa bir bütün ve biz de onun bir parçasıyız, bütün yaşam kaynağımız ondan geliyor, biz onu ne kadar kaliteli kullanırsak o kadar kaliteli yaşarız. Ha, eğer her şeye rağmen kişisel sorumluluklardan vazgeçmiş ya da umursamayan insanlardan biriyseniz bebeğinizin mutasyonlarla doğmasına ya da çocuk yaşında kansere yakalanmasına da aldırmayın lütfen!

BP petrol sızıntısını bir çok açıdan ele almış ödüllü belgeseli (The Great Invisible) de yakaladığınızda kaçırmayın derim. 5. yılında kazadan kaynaklanan yıkımı anlatan iki güzel infografik ise Missisipi Deltası Restorasyon Projesi ve Natural Resources Defense Council‘den. Temiz okyanus, temiz yaşam!

Okyanusta Kaç Balina Ağırlığında Plastik Var?

“Orman, yağ veya okyanus balıkları gibi kaynakları tüketip yerlerine plastik, rüzgar ve güneş enerjisi veya çiftlik balıkları gibi yeni kaynaklar koymaya ne kadar güvenebiliriz?”
Jared Diamond, Çöküş, 2006

Bir keresinde aklımdaki bir projeye fon ararken bir vakfa denk gelmiştim. Vakfın kuruluş amacına göz attığımda ise umut verici bir hikaye ile karşılaştım. Kurucu Charles J. Moore, lüks teknesi ile bir keşif gezisinin dönüşünde Hawaii’den Kaliforniya’ya bir kestirme rotadan gitmeyi tercih eder. Bu kestirme, rutin olarak kullanılan rotadan farklıdır ve nadiren ziyaret edilen Kuzey Pasifik Girdabından geçmektedir. Seyir esnasında güverteden “el değmemiş” okyanusa bakan kaptan birden bir plastik yığını ile yüz yüze gelir; gözlerine inanamamaktadır ama bu devasa yığının içinde temiz bir nokta yok gibidir. Kaptan Moore tarafından “plastik foseptiği” olarak tanımlanan bu nokta bir çokları tarafından Büyük Pasifik Çöp Alanı olarak bilinen, okyanusun ortasında büyüklüğü hala tartışmalı olan bir çöp girdabıdır. Kaptan, bu keşfin sonrasında kendini denizlerdeki plastik kirliliğini araştırmaya ve engellemeye adar.

Okyanustaki tek çöp girdabı Büyük Pasifik Çöp Alanı değil. Taze bir araştırmaya göre okyanusun her bölgesinde plastik bulunsa da bu plastikler belirli bölgelerde toplanma eğilimi gösteriyor. Bu toplanma alanları ise büyük girdaplar, körfezler ve Akdeniz gibi görece kapalı havzalar. Ancak biz bu plastiklerin tamamını yüzeyde göremiyoruz -dolayısı ile belki de yok sayıyoruz. Bunun sebebi plastiklerin daha çok mikro formlarda bulunması. Bir plastiğin okyanustaki yaşam döngüsüne baktığımızda mikro-plastiklerin nasıl oluştuğunu anlamak daha kolay oluyor. Büyük parçalar kıyıları “sürüler” halinde terkedip, girdap bölgelerine çekiliyorlar ve burada güneş, rüzgar ve suyun etkisi ile daha küçük parçacıklara ayrılıyorlar. Bir pirinç tanesinden küçük bu parçacıklar zamanla denizde yaşayan milyonlarca organizmanın vücuduna giriyor ve bu yolla nihayetinde deniz tabanına çöküyorlar.

Kendini okyanusu plastikten temizlemeye adamış 5 Gyres enstitüsündeki bilim insanlarının yayınladığı son araştırmaya göre okyanusta toplam 268,940 ton ağırlığa denk gelen 5.25 tirilyon plastik parçacığı bulunmakta. Sanırım akılda canlandırması biraz zor bir sayı, o yüzden akıllı bir kişi bunu hayal etmemizi kolaylaştırmış ve bu plastik miktarını erişkin mavi balina (Balaenoptera musculus) ağırlığına çevirmiş. Fikri olmayanlar için not: kendisi var olan en büyük ve en ağır canlılardan biridir, erişkin bir bireyin ağırlığı 100-150 ton arasındadır. İşte sonuç: 2150 mavi balina!

Bu yayının en korkutucu yanı, yazarların tartışma kısmında sürekli tekrarladıkları “aslında tahminlerimizin çok tutucu olduğunu düşünüyoruz” cümlesi. Yani, yaptıkları örneklemenin ve modellemenin aslında var olan plastikten çok daha azını ortaya koyduğunu savunuyorlar. Kurdukları modelde ortaya çıkmayan “kayıp” plastikler için ise organizmalar tarafından yendiğini, girdaplar tarafından yok edildiğini ya da derin deniz tabakalarına çöktüğü fikrini öne sürüyorlar. Günlük hayatta mutfak gereçlerinden besinlere, kozmetikten diş macunlarına kadar kullandığımız plastik miktarına bakınca araştırmacıların bu tezine katılmamak elde değil.

Çevre sorunlarına bu denli duyarsız kalabilmemizin en büyük sebeplerinden biri; doğal kaynakların gözümüze hiç tükenmeyecek kadar bol görünmesidir. Okyanusu ve içinde barındırdıklarını bir düşünün… Sizce de tükenmeyecek değil mi? Ama hayır, özellikle son dönemde yapılan araştırmalar dünya denizleri için alarm veriyor (bu alarm verme konusuna da başka bir yazıda değineceğim). Deniz kaynaklarını umarsızca tüketiyoruz ve yerlerine plastik gibi kaynaklar koyuyoruz. Emin olun bu alışverişin -hafif veya ağır- faturası bir yerde karşımıza çıkacaktır.

Bu bloga neden bir deniz kuşu yazısı değil de deniz kirliliği ile başladığıma gelince; önce büyük sorunu görelim, sonra detayları konuşalım istedim.

Ve son olarak plastik hakkında güzel bir özet sunan It’s a plastic world animasyonunu (hem de Türkçe altyazılı) izlemenizi tavsiye ederim. Daha az plastik, daha fazla okyanus…