Okyanusta Kaç Balina Ağırlığında Plastik Var?

“Orman, yağ veya okyanus balıkları gibi kaynakları tüketip yerlerine plastik, rüzgar ve güneş enerjisi veya çiftlik balıkları gibi yeni kaynaklar koymaya ne kadar güvenebiliriz?”
Jared Diamond, Çöküş, 2006

Bir keresinde aklımdaki bir projeye fon ararken bir vakfa denk gelmiştim. Vakfın kuruluş amacına göz attığımda ise umut verici bir hikaye ile karşılaştım. Kurucu Charles J. Moore, lüks teknesi ile bir keşif gezisinin dönüşünde Hawaii’den Kaliforniya’ya bir kestirme rotadan gitmeyi tercih eder. Bu kestirme, rutin olarak kullanılan rotadan farklıdır ve nadiren ziyaret edilen Kuzey Pasifik Girdabından geçmektedir. Seyir esnasında güverteden “el değmemiş” okyanusa bakan kaptan birden bir plastik yığını ile yüz yüze gelir; gözlerine inanamamaktadır ama bu devasa yığının içinde temiz bir nokta yok gibidir. Kaptan Moore tarafından “plastik foseptiği” olarak tanımlanan bu nokta bir çokları tarafından Büyük Pasifik Çöp Alanı olarak bilinen, okyanusun ortasında büyüklüğü hala tartışmalı olan bir çöp girdabıdır. Kaptan, bu keşfin sonrasında kendini denizlerdeki plastik kirliliğini araştırmaya ve engellemeye adar.

Okyanustaki tek çöp girdabı Büyük Pasifik Çöp Alanı değil. Taze bir araştırmaya göre okyanusun her bölgesinde plastik bulunsa da bu plastikler belirli bölgelerde toplanma eğilimi gösteriyor. Bu toplanma alanları ise büyük girdaplar, körfezler ve Akdeniz gibi görece kapalı havzalar. Ancak biz bu plastiklerin tamamını yüzeyde göremiyoruz -dolayısı ile belki de yok sayıyoruz. Bunun sebebi plastiklerin daha çok mikro formlarda bulunması. Bir plastiğin okyanustaki yaşam döngüsüne baktığımızda mikro-plastiklerin nasıl oluştuğunu anlamak daha kolay oluyor. Büyük parçalar kıyıları “sürüler” halinde terkedip, girdap bölgelerine çekiliyorlar ve burada güneş, rüzgar ve suyun etkisi ile daha küçük parçacıklara ayrılıyorlar. Bir pirinç tanesinden küçük bu parçacıklar zamanla denizde yaşayan milyonlarca organizmanın vücuduna giriyor ve bu yolla nihayetinde deniz tabanına çöküyorlar.

Kendini okyanusu plastikten temizlemeye adamış 5 Gyres enstitüsündeki bilim insanlarının yayınladığı son araştırmaya göre okyanusta toplam 268,940 ton ağırlığa denk gelen 5.25 tirilyon plastik parçacığı bulunmakta. Sanırım akılda canlandırması biraz zor bir sayı, o yüzden akıllı bir kişi bunu hayal etmemizi kolaylaştırmış ve bu plastik miktarını erişkin mavi balina (Balaenoptera musculus) ağırlığına çevirmiş. Fikri olmayanlar için not: kendisi var olan en büyük ve en ağır canlılardan biridir, erişkin bir bireyin ağırlığı 100-150 ton arasındadır. İşte sonuç: 2150 mavi balina!

Bu yayının en korkutucu yanı, yazarların tartışma kısmında sürekli tekrarladıkları “aslında tahminlerimizin çok tutucu olduğunu düşünüyoruz” cümlesi. Yani, yaptıkları örneklemenin ve modellemenin aslında var olan plastikten çok daha azını ortaya koyduğunu savunuyorlar. Kurdukları modelde ortaya çıkmayan “kayıp” plastikler için ise organizmalar tarafından yendiğini, girdaplar tarafından yok edildiğini ya da derin deniz tabakalarına çöktüğü fikrini öne sürüyorlar. Günlük hayatta mutfak gereçlerinden besinlere, kozmetikten diş macunlarına kadar kullandığımız plastik miktarına bakınca araştırmacıların bu tezine katılmamak elde değil.

Çevre sorunlarına bu denli duyarsız kalabilmemizin en büyük sebeplerinden biri; doğal kaynakların gözümüze hiç tükenmeyecek kadar bol görünmesidir. Okyanusu ve içinde barındırdıklarını bir düşünün… Sizce de tükenmeyecek değil mi? Ama hayır, özellikle son dönemde yapılan araştırmalar dünya denizleri için alarm veriyor (bu alarm verme konusuna da başka bir yazıda değineceğim). Deniz kaynaklarını umarsızca tüketiyoruz ve yerlerine plastik gibi kaynaklar koyuyoruz. Emin olun bu alışverişin -hafif veya ağır- faturası bir yerde karşımıza çıkacaktır.

Bu bloga neden bir deniz kuşu yazısı değil de deniz kirliliği ile başladığıma gelince; önce büyük sorunu görelim, sonra detayları konuşalım istedim.

Ve son olarak plastik hakkında güzel bir özet sunan It’s a plastic world animasyonunu (hem de Türkçe altyazılı) izlemenizi tavsiye ederim. Daha az plastik, daha fazla okyanus…

Reklamlar